28 Şubat 2015 Cumartesi

Zona (Gece Yanığı) Hastalığı Belirtileri Nelerdir

Zona hastalığı nedir ve sebepleri nelerdir, tedavisi var mıdır merak ediyorsanız yazımızı okuyabilirsiniz.

Zone hastalığı, küçükken benim de geçirdiğim bir cilt hastalığı olup halk arasında yaygın bilinen ismiyle gece yanığı olarak adlandırılmaktadır. Şimdi zone hastalığının nedenleri tedavisi belirtileri hakkında uzman doktorun verdiği ayrıntılı bilgilere bir bakalım

Zona olarak da bilinen Herpes Zoster su çiçeği virüsünün yaptığı bir enfeksiyondur. Su çiçeği geçiren herkes Zonaya yakalanabilir. Virüs sinir köklerinde aktif olmayan bir şekilde yaşamını sürdürür ve yeniden aktifleştiğinde Zona gelişir. Suçiçeği geçiren kimselerin % 20 si Zona geçirir.

Virüsü uyandırıp aktifleştiren neden bilinmemektedir. Vücudun enfeksiyonlarla baş etmesini sağlayan bağışıklık sistemindeki bir güçsüzlük virüsün çoğalmasına ve sinir boyunca deride yayılmasına neden olur. Çocuklar bile Zona geliştirebilmesine rağmen, genellikle 50 yaşın üzerinde rastlanır. Hastalık, travma, stres gibi faktörler zona geçirilmesine neden olabilir.

Herhangi bir nedenle bağışıklık sistemi zayıflayan kişi zona geçirebilir. Bu kişilerde hastalık ciddi seyretmeye eğilimlidir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı lösemi, lenf oma gibi kanserler ve de AIDS de zona sık görülür. Kanser kemoterapisi ve radyoterapi, organ naklinde kullanılan ilaçlar, uzun süreli kortizon kullanımı bağışıklık sistemini baskılayabilir.

Zonanın bulguları nelerdir?

Zonanın ilk bulgusu derinin belirli bir bölgesinde yanma batma tarzında ağrı ve duyarlılık artışıdır. Bu ağrı döküntünün gelişmesinden 2-3 gün önce döküntü alanında başlar. Bu arada baş ağrısı ve ateş olabilir. Bu alanda daha sonra kızarıklık ve şeffaf su kabarcıkları gruplar halinde oluşur. Bu kabarcıklar 2-3 hafta kadar sürer. Bu kabarcıklar koyu renkli kan ile dolar, sonra kabuklanır ve iyileşmeye başlar. Ağrı daha uzun süre sürebilir. Nadir olarak döküntü hiç görülmemeksizin de ağrı olabilir.

Ağrının şiddeti nasıldır?

Ağrı sıklıkla ağrı kesici ilaçlar kullanmayı gerektirecek kadar şiddetlidir.

Zona genellikle vücudun hangi bölgesinde görülür?

Zona genellikle gövdede ve kalçalarda görülür. Fakat yüz, kol ve bacaklarda da görülebilir. Gözde kalıcı hasar bırakabildiği için göz de hastalık görüldüğünde dikkatli bir bakım gerekir. Burun ucunda su kabarcığı oluşmuşsa bu göz tutulumunun olduğunu gösterir. Bu durumda muhakkak Göz Hastalıkları uzmanı tarafından muayene yapılmalıdır.

Zonanın komplikasyonları nelerdir?

Deri döküntüleri geriledikten sonra Zonaya ait ağrı kalabilir. Özellikle yaşlı hastalarda ağrı aylar ve yıllar boyu kalır. Zonanın erken evrelerinde tedaviye başlamak ağrı gelişimini engelleyebilir.

Su kabarcıklarında bakteri enfeksiyonu gelişebilir ve bu yaraların iyileşmesini engeller. Döküntüde ağrı ve kızarıklık artarsa muhakkak doktorunuza başvurun. Bu durumda antibiyotik tedavisi gerekebilir.

Diğer bir durum Zonanın tüm vücuda ve diğer organlara yayılmasıdır. Nadir olarak görülen bu durumda bağışıklık sistemi baskılanmıştır.

Zona nasıl tanınır?

Tanı su kabarcıklarının tipik görüntüsü ve döküntü başlamadan önce vücudun tek tarafında ağrı olması ile konulur. Gerekirse incelenmek üzere su kabarcıklarından örnek alınabilir.

Zona geçiren bir kişi de önemli bir hastalık veya bağışıklık sisteminde bir yetersizlik olabilir mi?

Zona geçiren hastaların çoğu sağlıklıdır. Bununla beraber başka hastalıklar veya AIDS var ise bu doktora bildirilmelidir. Çünkü bu durum tedaviyi etkileyebilir. Doktorunuz bu durumla ilgili olarak tıbbi hikayenizi sorgulayabilir ve bir takım testler (röntgen ve kan tahlilleri) isteyebilir.

Zona bulaştırıcı mı dır?

Zona daha evvelden suçiçeği geçirmemiş kişilere bulaşabilir, fakat bu kişilerde zona değil, suçiçeği gelişir. Zona, su çiçeğine göre daha az bulaştırıcıdır. Zona su kabarcıkları patladığında bulaştırıcı hale gelir.Yeni doğanlar ve bağışıklık sisteminde yetmezlik olanlar zonalı kişilerden virüsü alarak suçiçeği geliştirmeye eğilimlidir. Zonalı hastalar nadiren hastaneye yatırılarak tedavi edilme ihtiyacı gösterir.

Hastalık deride iz bırakır mı?

Hastalık bağışıklık sistemi bozuk olan kişilerde yaşlılarda ve ikincil olarak bakteri enfeksiyonu gelişenlerde iz kalır.

Tedavisi nasıldır?

Zona genellikle birkaç haftada iyileşir, nadiren tekrar eder. Ağrı kesici ve soğuk pansumanlar faydalı olur. Eğer erken tanı konulup, ilaçlar erken dönemde başlanırsa, virüsün yayılımı azalır, bulgular daha çabuk iyileşir. Bu ilaçlar baş ağrısı, mide rahatsızlığı yapabilirler. Tedavinin erken başlanması önemlidir. Bu ilaçların kullanımı zona sonrasında ağrı gelişimini engellemez, fakat ağrılı dönemin kısalmasını sağlarlar.

Şiddetli enfeksiyonlarda, göz tutulumunda ve şiddetli ağrı olan hastalarda antiviral ilaçlarla birlikte kortizon verilebilir.

Zona sonrasında görülen ağrı kesici tabletlerin gündüz ve gece alımı ile azaltılabilir. Bazen tedavide depresyon ilaçları ağrıyı azaltmak amaçlı kullanılabilir. Günde 3-4 kez kurutucu pansumanların uygulanılması ağrıyı azaltır.


23 Şubat 2015 Pazartesi

Azelderm Kremin faydaları ve yan etkileri nelerdir


Azelaik asit topikal Nedir?

Azelaik asit doğal olarak meydana gelen bir asittir. Azelaik asit cildin kendini daha çabuk yenilemesine yardım eder ve böylece sivilce ve siyah nokta oluşumunu azaltır. Azelaik asit ayrıca akne (sivilce) ve rozase’ya (gül hastalığı) sebep olan bakterilerin öldürülmesine yardımcı olur.

Azelaik asit topikal aşağıdaki durumlar ile ilgili bir ilaçtır:

gençlerde ve genç yetişkinlerde görülen, kıl kökünün çevresinde yaşayan bakterilerin aktivitesi sonucu oluşan sivilceler (akne vulgaris);
malignant hiperaktif melanosit.
Azelaik asit topikal burada yer almayan diğer tedavi edici amaçlar için de kullanılıyor olabilir.

Bu ilaç hakkında daha fazla bilgi edinmek için tıklayınız.

Azelaik asit topikal Hakkında Bilmem Gereken En Önemli Bilgiler Nelerdir?

Azelaik asit topikal’i güneş yanığı, rüzgar yanığı, tahriş veya hasar meydana gelmiş ciltlerde kullanmayınız. Bu tip durumlarda ilacı kullanmak durumunuzu daha da kötüleştirebilir. Bu ilacı açık yaralarda veya egzamalı bölgelerde de kullanmaktan kaçınınız. İlacı kullanmadan önce bu durumların iyileşmesini bekleyiniz.

Azelaik asit topikal’i uygularken ilacın gözlere, burun ve ağız içine, dudaklara ve cildin bozuk olduğu bölgelere temas etmesini engelleyiniz. Eğer ilaç bu bölgelerden birine kaçarsa derhal bol su ile yıkayınız. İlaç ile temas eden yüzeylerde özellikle de gözde tahriş gelişir ve geçmezse doktorunuza başvurunuz.

Azelaik asit topikal’i uyguladıktan sonra tedavi edilen bölgeyi örtmeyiniz. Tedavi edilen bölgeyi sargılamak veya örtmek ilacın vücut tarafından çok fazla emilmesine ve zararlı etkiler meydana gelmesine yol açabilir.

Azelaik asit topikal kullanımı sırasında ciltte tahrişe sebep olabilecek sert sabunlar, sert şampuanlar, yıpratıcı cilt temizleyiciler, saç boyaları veya kalıcı kimyasallar, tüy dökücüler, cildi soyan ürünler, alkollü cilt ürünleri ya da kireçli ürünler kullanmaktan kaçınınız.

Azelaik asit topikal Kullanmaya Başlamadan Önce Sağlık Uzmanıma Bildirmem Gerekenler Nelerdir?

Eğer Azelaik asit’e ve / veya ilacın bileşiminde bulunan diğer maddelerden birine alerjiniz varsa bu ilacı kullanmayınız.

Azelaik asit topikal’i güneş yanığı, rüzgar yanığı, tahriş veya hasar meydana gelmiş ciltlerde kullanmayınız. Bu tip durumlarda ilacı kullanmak durumunuzu daha da kötüleştirebilir. Bu ilacı açık yaralarda veya egzamalı bölgelerde de kullanmaktan kaçınınız. İlacı kullanmadan önce bu durumların iyileşmesini bekleyiniz.

Gebelik ya da Emzirme Döneminde Azelaik asit topikal Kullanabilir miyim?

Azelaik asit topikal’in anne karnındaki bebek için zararlı olması beklenmez. Hamileyseniz veya tedavi sırasında gebe kalmayı planlıyorsanız öncelikle doktorunuza danışmadan bu ilacı kullanmayınız. Azelaik asit topikal anne sütüne geçebilir. Eğer bebek emziriyorsanız doktorunuza danışmadan bu ilacı kullanmayınız.

Azelaik asit topikal Nasıl Kullanılır?

Azelaik asit topikal’i tam olarak size belirtilen (reçete edilen) şekilde kullanınız. Bu ilacı doktorunuz tarafından size reçete edilenden daha fazla dozda veya daha uzun süre boyunca kullanmayınız. Reçetenizdeki talimatlara mutlaka uyunuz. Kullanım direktiflerinde anlamadığınız bir nokta olursa doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Eğer ellerinizin üzerindeki bir bölge tedavi edilmiyorsa Azelaik asit topikal kullanmadan önce ve kullandıktan sonra ellerinizi yıkayınız.

İlacı uygulayacağınız bölgeyi yumuşak bir sabunla veya sabunsuz temizleme losyonu ile temizleyip kurulayınız. Daha sonra yeterli miktarda (ne çok fazla ne çok az) ilacı derinize uygulayınız ve hafif masaj yaparak yediriniz.

Azelaik asit topikal genellikle sabah ve yatmadan önce olmak üzere günde iki kez uygulanır. Doktorunuzun direktiflerine uyunuz.

Azelaik asit topikal’i uygularken ilacın gözlere, burun ve ağız içine, dudaklara ve cildin bozuk olduğu bölgelere temas etmesini engelleyiniz. Eğer ilaç bu bölgelerden birine kaçarsa derhal bol su ile yıkayınız. İlaç ile temas eden yüzeylerde özellikle de gözde tahriş gelişir ve geçmezse doktorunuza başvurunuz. Azelaik asit topikal’i uyguladıktan sonra tedavi edilen bölgeyi örtmeyiniz. Tedavi edilen bölgeyi sargılamak veya örtmek ilacın vücut tarafından çok fazla emilmesine ve zararlı etkiler meydana gelmesine yol açabilir.

Eğer cilt renginizde herhangi bir değişim fark ederseniz doktorunuz ile görüşünüz.

Bu ilacın etkilerini görmeniz 4 hafta veya daha fazla sürebilir. İlacın etkilerini hemen görmezseniz bile Azelaik asit topikal kullanımını durdurmayınız. Eğer ilacı kullanmaya başladıktan 4 hafta sonra durumunuzda herhangi bir iyileşme olmazsa veya akne şiddetlenirse doktorunuza başvurunuz. En iyi sonucu alabilmek için ilacın öngörülen tedavi süresi boyunca sürekli ve düzenli kullanılması önemlidir.

Eğer aşırı derecede yanma, kuruluk veya tahriş meydana gelirse; her uygulamada kullandığınız ilaç miktarını azaltma veya ilacı günde bir kez kullanma konusunda doktorunuza danışınız. Gerek görülmesi halinde tedaviye geçici olarak birkaç gün ara verilebilir.

Bir Doz Almayı Unutursam Ne Olur?

Eğer bir doz uygulamayı unuttuysanız hatırladığınız an bu dozu uygulayınız. Eğer hatırladığınızda bir sonraki dozun vakti yaklaşmışsa uygulamadığınız dozu atlayınız ve ilacı planladığınız düzende uygulamaya devam ediniz. Unuttuğunuz dozu telafi etmek için çift doz ilaç uygulamayınız.

Fazla Doz Alırsam Ne Olur?

Azelaik asit topikal’in doz aşımı meydana gelmesi olası değildir. Eğer ilacı çok daha fazla dozda kullandığınızı düşünüyorsanız ya da bir kişi ilacı yanlışlıkla yuttuysa hemen bir acil servisi arayarak yardım isteyiniz.

Azelaik asit topikal Kullanırken Nelerden Kaçınmalıyım?

Azelaik asit topikal’i güneş yanığı, rüzgar yanığı, tahriş veya hasar meydana gelmiş ciltlerde kullanmayınız. Bu tip durumlarda ilacı kullanmak durumunuzu daha da kötüleştirebilir. Bu ilacı açık yaralarda veya egzamalı bölgelerde de kullanmaktan kaçınınız. İlacı kullanmadan önce bu durumların iyileşmesini bekleyiniz.

Azelaik asit topikal kullanımı sırasında ciltte tahrişe sebep olabilecek sert sabunlar, sert şampuanlar, yıpratıcı cilt temizleyiciler, saç boyaları veya kalıcı kimyasallar, tüy dökücüler, cildi soyan ürünler, alkollü cilt ürünleri ya da kireçli ürünler kullanmaktan kaçınınız.

Doktorunuz tarafından aksi belirtilmedikçe diğer topikal ürünleri aynı cilt alanında kullanmayınız. İki ürünün aynı anda kullanılması etkileşime veya ciltte tahrişe sebep olabilir.

Azelaik asit topikal ile tedavi sırasında doktorunuz baharatlı yiyecekler, acılı yiyecek ve içecekler, alkollü içecekler ya da ciltte kızarıklık veya ani sıcaklığa sebep olabilecek diğer yiyeceklerden kaçınmanızı tavsiye edebilir.

Azelaik asit topikal’i uyguladıktan sonra tedavi edilen bölgeyi örtmeyiniz. Tedavi edilen bölgeyi sargılamak veya örtmek ilacın vücut tarafından çok fazla emilmesine ve zararlı etkiler meydana gelmesine yol açabilir.

Azelaik asit topikal’in Yan Etkileri

Ağır yan etkilerin oluşması olası değildir. Ancak eğer alerjik reaksiyon belirtileri olan şu sıkıntılardan herhangi bir ya da birkaçına sahipseniz acil sağlık yardımı alınız : ürtiker (kurdeşen); nefes almada zorluk; yüzde, dudaklarda, dil ya da boğazda şişkinlik.

Azelaik asit topikal kullanımı sırasında, hafif yanma, sıcaklık, batma, belirli bölgelerde yanma hissi, kaşıntı, kızarıklık, kuruluk, ciltte soyulma veya tahriş hissedebilirsiniz. Eğer bu etkiler aşırı derecede ise doktorunuzla her uygulamada kullandığınız ilaç miktarını azaltma veya Azelaik asit topikal’in günde bir kez kullanımı konusunda görüşünüz.

Eğer koyu bir cildiniz varsa ve cilt renginizde herhangi bir renk değişimi fark ederseniz doktorunuz ile görüşünüz.

Bu liste görülebilecek bütün yan etkilerin eksiksiz bir listesi değildir, burada yer alanlar dışında başka yan etkiler de görülebilir. Alışılmadık ya da sıkıntı yaratan bir durumla karşılaştığınızda doktorunuza başvurunuz. Yan etkiler ile ilgili tıbbi tavsiyeler için doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Azelaik asit topikal ile Etkileşen Diğer İlaçlar Hangileridir?

Doktorunuz tarafından aksi belirtilmedikçe tedavi edilen cilt bölgesinde başka bir topikal ilaç kullanmayınız. İki ürünün aynı anda kullanılması etkileşime veya ciltte tahrişe sebep olabilir.

Azelaik asit topikal kullanımı sırasında ciltte tahrişe sebep olabilecek sert sabunlar, sert şampuanlar, yıpratıcı cilt temizleyiciler, saç boyaları veya kalıcı kimyasallar, tüy dökücüler, cildi soyan ürünler, alkollü cilt ürünleri ya da kireçli ürünler kullanmaktan kaçınınız. Doktorunuz size söylemedikçe farklı bir cilt tedavisi ürünü kullanmayınız.

Bu listedeki ilaçlardan farklı olarak Azelaik asit topikal ile etkileşen daha farklı ilaçlar da olabilir. Reçeteli veya reçetesiz satılan herhangi bir ilaç kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Azelaik asit topikal’i Hangi Koşullarda Muhafaza Etmeliyim?

İlacınızı oda sıcaklığında nemden ve sıcaktan uzak olacak şekilde muhafaza ediniz.

İlaç Fiyatı ve Ödeme Bilgileri

Azelderm Krem fiyat ve ödeme bilgileri için tıklayınız.

Daha Fazla Bilgiye Nereden Ulaşabilirim?

Azelderm Krem ile ilgili daha fazla bilgi için eczacınıza danışabilirsiniz.

UNUTMAYIN! Azelderm Krem ve diğer bütün ilaçları çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız; Azelderm Krem ‘i asla başkalarıyla paylaşmayınız ve Azelderm Krem ‘i sadece size uygun görüldüğü şekilde kullanınız.


22 Şubat 2015 Pazar

İdrar Sökücü Bitki Kürü

Boşaltımı hızlandıran bitkiler nelerdir ve idrar söktürücü bitkiler nelerdir yazımızı okuyabilirsiniz.

Boşaltımı hızlandıran bitkiler özellikle kabızlık tedavisi için gerekli olan bitkisel çözümleri arayanlara faydalı olacak bir alternatif şifa kaynağı teşkil etmektedir. Şimdi boşaltımı hızlandıran ve idrar söktürücü bitkiler meyveler ve sebzeler nelermiş bir göz atalım

Ödem nedir? Vücutta çok fazla su birikmesine ödem denir. Bazen kalp, damar ve böbrek rahatsızlıklarının belirtisi olabilmekle birlikte bazı alerjik vakalarda ve beyin travmalarında tehlikeli sonuçlara sebep olabilir. Derialtı ve kaslardaki dokuların arasında, kalp, akciğer ve karın iç zarları yani seröz boşluklarda serbest sıvı birikmesi ödemin tespit edilmesini mümkün kılmaktadır.

Ünlü tıp düşünürlerinden Hipokrat ödem için en etkili tedavi yolunun kan aldırmak olduğunu belirtmiş ve bu konuda sülük kullanılması tavsiye edilmiştir. Evde ödem atmak için hazırlanabilecek kürler ise aşağıdaki gibidir.

Ödem söktürücü bitkiler: Ödem nasıl atılır?

Ödem bitkisel tedavisi için I. formül: 1 bardak kaynar haldeki suyun içine 4-5 gram civarında kiraz sapı atılır. 10 dakika demlenmesi beklendikten sonra içilir. Bu ödem için kiraz sapı küründen her gün 2-3 bardak içilmelidir.

Prof. Dr. Ahmet Maranki ödem tedavisi için II. formül: 1 bardak kaynar suya 4-5 gram kadar enginar yaprağı atılıp 10 dakika demlenmesi beklenir. Bu kürden günde birkaç bardak içmek ödem atmaya yardımcı olacaktır.

Bir başka ödem atma kürü ise şöyle hazırlanır: 1 bardak sütün içine 1 bağ ince şekilde doğranmış maydanoz atılır. Süt yarıya ininceye dek hafif ateşte ısıtılır. Süt kaynamadan ocaktan alınır ve bu kürden gündüz vakti 2 saatte bir 2 çay kaşığı içilir.

Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin ödem atmak için tavsiye ettiği bir başka kür ise şöyledir: 1 bardak kaynar durumdaki suyun içerisine 6 gram püskül ilave edilir ve 10 dakika kadar demlenmesi beklendikten sonra içilir. Püskül küründen günde 2-3 bardak içilmesi gerekmektedir.

Ödemden kurtulmak için yukarıdaki, Prof. Dr. Ahmet Maranki ödem kürlerinden dilediğinizi kullanabilirsiniz.

abızlığın bitkisel tedavisi: Kabızlık nasıl giderilir, bitkisel tedavisi nasıl yapılır? Prof. Dr. Ahmet Maranki kabızlık için bitkisel tedavi yolları ve formülleri.

1 bardak suyun içine 10 gram kadar ufalanmış taze keçiboynuzu meyvesi atılır. Keçiboynuzu bitkisi 10 dakika kaynatılır ve ılıdıktan sonra içilir. Bu kürden günde 3 bardak içilir.

Kazılığa iyi gelen bitkiler arasında kuru üzüm de bulunmaktadır. 1 bardak kaynar durumdaki suyun içine 10 gram kuru üzüm ilave edilip 10 dakika kaynatılır. Kabızlık için bitkisel çözüm sağlayan bu üzüm küründen her gün 3 bardak içilmelidir.

Kabızlık için lahana kürü: Lahana yaprakları sıkılarak suyu çıkarılır ve bu lahana suyundan sabah aç karnına, öğleyin ve gece yatmadan evvel birer bardak içilir.

Bir başka lahana kürü ise şöyle hazırlanır: 10 adet lahana yaprağı kaynatılır ve ılıyan suyundan günde 2-3 bardak kadar içilir.


Kabızlık tedavisi için papatya kürü: ½ litre (yarım litre) suyun içine 3 tatlı kaşığı kadar çayır papatyası atılır ve 8 saat bekletilir. Hazırlanan kür aynı gün içilerek tüketilir.

Prof. Dr. Ahmet Maranki 15 tane gül yaprağının uygun miktardaki suyun içinde haşlanıp tatlandırıldıktan sonra içilmesinin de kabızlığa yararlı olduğunu söylemektedir.

Kabızlık İçin Şifalı Bitkiler Bitkisel Kabızlık Tedavisi

Kabızlığa ilaç arayanlar için, bitkisel tedavi yöntemlerinden bahsedeceğiz. Kabızlığa iyi gelen şifalı bitkiler ve kabızlık için faydalı bitki kürleri.

Kabızlık İçin Şifalı Bitkiler Nelerdir?

Mahmude: 1 litre suya 10-15 gram mahmude kökü tozu koyun, kaynatın, sonra süzün. Yemeklerin arkasından bir çorba kaşığı içilir.

İncir: Yarım litre suyun içinde 3-4 adet kuru incir kaynatılır. Elde edilen incir şurubu içilir.

Sinameki: 1 bardak suya 1 tutam sinameki yaprağı koyup kaynatılır. Sabah ve akşam içilir. ( Sinamekini alışkanlık haline getirmeyiniz)

Ravend: 1 litre suya 10 gr ravend konup, kaynatılır. Bu sudan yemeklerden sonra 1-2 çorba kaşığı içilir.

Kabızlık İçin Uzmanlar Ne öneriyor?

Ahmet Maranki Kabızlık İçin

İbrahim Saraçoğlu Kabızlık İçin Portakal Yaprağı Kürü

Editör notu: Kabızlığa Karşı Önlemler ve Beslenme Tavsiyeleri

Öncelikle lif kaynağı besinler tüketmeye özen göstermelisiniz. Bunun için sebzeler, meyveler ve kepekli gıdalar yemeye özen gösterin. Liflerin tam etkilerini göstermeleri için yeterli miktarda suyla tüketilmeleri gerekir. Doktorunuza danışarak günde 25-30 gram lifli gıda alabilirsiniz. Su tüketmeye de gayret gösterin.

21 Şubat 2015 Cumartesi

bitkisel çaylarla kaç kilo verilebilir-bitkisel çay zayıflatırmı

Bitkisel çaylarla düzenli spor yaparak kilo verebilirsiniz.

Zayıflama Çayları olarak bilinen ve zayıflatan bitkiler denilen bir grup bitkiden yapılan zayıflama çayları, doğru kullanıldıkları takdirde hızlı ve kalıcı zayıflama sağlayabiliyor.

Bu çayların vücuttaki suyun atılmasını hızlandırıcı etkileri mevcuttur. Dolayısıyla kullanımları ile birlikte vücuttan fazla miktarda su idrarla dışarı atılacak ve bu durum zayıflama şeklinde algılanacaktır. Ancak şişmanlık; vücutta bulunan yağ miktarındaki artışı tanımlamaktadır. Halbuki bu tür çaylar vücuttaki suyu kaybettirmektedir. Su içildiğinde tekrar eski kiloya geri ulaşılmaktadır. Ayrıca zayıflama amaçlı kullanılan bu diüretik çaylar / otlar kalın bağırsakta bulunan “mikrovillüs” adı verilen tüycüklerin kısalmasına veya düzleşmesine yol açtığı için peristaltik hareketleri azaltmakta, yani kabızlığa yol açmaktadır. Kullanıma ara verildiği taktirde normal dışkılama gerçekleşmemekte, kişi tekrardan bu çaylarla dışarı çıkabilmektedir. Bu kısır döngüye girmemek adına, mümkünse hiç bulaşmamak daha iyi sonuçlar verecektir. Çözümü posalı (lifli) besinlerin tüketimine ağırlık vererek, bol su içerek ve hareket ederek sağlamak en doğal ve doğru yöntemdir.

Peki bitkisel çay içerek kaç kilogram verilebilir?

Uzmanlara göre kadınların aklına takılan bu sorunun cevabı çok basit: Bitki çayları. Yeşil çay, biberiye, kekik, mate ve funda yaprağı karışımıyla ayda ortalama beş kilo verebilirsiniz.

Her şifalı ot zayıflatır mı?

Ünlülerin diyetisyeni Selahattin Dönmez: 2006 yılı American Journal of Clinical Nutrition dergisi mart sayısında yayınlanan bir makalede bitki çaylarının zayıflama üzerindeki olumlu sonuçlarına yer verilmişti. Ben, bir diyetisyen olarak kilo problemi yaşayan hastalara bitki çaylarını öneriyorum. Peki, nedir bu bitki çayları? Her şifalı ot, zayıflamaya yardımcı olur mu? Tabii ki bu mümkün değil. Doğal ortamda yetişen kekik, yeşil çay, biberiye, mate ve funda yaprağının ortak bir özelliği var. O da şu: Bu bitki yaprakları kış aylarında insan vücudunda biriken toksinlerin atılmasına yardımcı oluyor. Ama bu diyetin yanında gün içerisinde alınan besinlere çok dikkat etmek gerekir. Eğer sıkı bir gıda diyetinin yanında günlük iki ya da üç bardak taze demlenmiş bitki çayları da kullanılırsa kilo vermeye yardımcı olur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise bu bitkilerin bir uzman kontrolünde alınmasıdır.

Diyetisyen Oya Yüksek: Bu bitkiler, insan metabolizmasını hızlandırarak vücutta oluşan ödemi atmaya yardımcı oluyor. Özellikle yeşil çay, bunlar arasında en etkili olanı. Bitki yapraklarından oluşan bu karışımın doğal olması ve kimyasal madde içermemesi sebebiyle pek çok kişi tarafından kullanılıyor. Burada önemli olan ise ‘doğal’ diyerek aşırıya kaçmamaktır.

Beşi bir yerde nasıl hazırlanıyor?

Bir litre kaynamış suya birer çay kaşığı mate, yeşil çay, funda, biberiye ve kekik yaprağı atılır. On dakika demlenmesi bekelenir ve süzülerek içilir.

ENDER SARAÇ: Doğal yollardan kilo vermek, insan sağlığı için büyük önem taşıyor. Bitki çayı diyetiyle ayda beş kilo vermek mümkün. Ancak günde iki ya da üç bardaktan fazla içilmemeli.

TAYLAN KÜMELİ: Son zamanlarda zayıflamak isteyenler bitki çaylarına baş vuruyor. Kış aylarında vücutta biriken toksinler kolayca atılabiliyor. Ancak bu karışımları içerken dikkat edilmeli, aşırıya kaçmamak lazım.

SELAHATTİN DÖNMEZ: Her şifalı ot, zayıflamaya yardımcı olur mu? Sıkı bir gıda diyetinin yanında günlük iki ya da üç bardak taze demlenmeş bitki çayları da kullanılırsa kilo vermeye yardımcı olur.

Hangi bitki, ne işe yarıyor?

Mate yaprağı: Tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor.









Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor.

Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.

Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor.

Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.

İştah azaltan 10 bitki

Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

* At kuyruğu bitkisi idrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki, yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

* Maydanoz, metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem.

* Adaçayı, zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

* Fesleğen, vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik, içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

* Kekik, sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikayet edenlere zindelik veriyor.

* Civanperçemi, tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

* Biberiye, sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

* Tere, vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

* Sinameki, kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

* Balık otu, bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

20 Şubat 2015 Cuma

Cilt lekeleri için mısır unu maskesi

Cilt lekelerine bir başka çözüm yolu da mısır unu maskesidir.

Kadın forumlarında bu sıralar oldukça popüler olan ve Cosmopolitan dergisi tarafından hem doğal peeling hem de cilt lekeleri bitkisel tedavisi için tavsiye edilen bu bitkisel kür, bir çok kadının imdadına yetişecek bir bitkisel cilt lekesi maskesi olacak gibi görünüyor.

GEREKLİ MALZEMELER:

-1 yemek kaşığı mısır unu
-1 yumurta

HAZIRLANIŞI:

Buharla temizlediğiniz yüzünüzü soğuk su ile duruladıktan sonra hafif nemli bırakın ve mısır unu ile kuru masaj yapın. Durulayın. Çırparak hazırladığınız yumurtayı yüzünüze fırça ya da parmaklarınızla sürün ve 20 dakika yüzünüzde kurumaya bırakın. Ilık su ile iyice durulayın.

18 Şubat 2015 Çarşamba

Portakalın sağlığa faydaları

Kış meyvesi olan portakal C vitamini bakımından oldukça zengindir.Portakalın birçok faydası vardır.

Portakalın sağlığa faydaları C vitaminiyle sınırlı değildir. O, içerdiği 20 den fazla cevherlerle,manavlarda değil,eczanelerde satılması gereken gerçek bir ilaçtır,iksirdir…Hem besler,hem korur,hem de pek çok önemli hastalıkta,etken maddeleri bilinçli uygulandığında tedavi eder…

Portakalın kimlik Kartı

Portakal, turunçgiller familyasından bir ağaç. Boyu 2-10 metre arasında değişiyor. Yaprakları sert, dayanıklı ve düz kenarlı. Kabuklarından portakal esansı elde ediliyor. Eczacılıkta ve gıda sanayisinde kullanılıyor. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılıyor. Portakalın çekirdekli ve çekirdeksiz çeşitleri var. Çekirdeksiz cins olan yafa portakalı Finike, Mersin ve Hatay’da yetişiyor. Kalın kabuklu ve uzunca meyveli. Kabuklarından reçel yapılır. Dörtyol portakalı ise çekirdekli. İnce kabuklu ve sulu. Washington, çekirdeksiz, Güney Anadolu ve Doğu Karadeniz’de Rize çevresinde yetişiyor.

İlaç gibi…

Kar, kış, soğuk ve kaçınılmaz olarak peşimizi bırakmayan grip, soğuk algınlığı… Hemen hepimiz portakalı grip tedavisinde kullanırız. C vitamini deposu olduğunu da biliriz. Ama hem C vitaminin yararları, hem de portakalın yararları bildiklerimizle sınırlı değil. Portakal C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içeriyor. Lifler, organik asitler ve şeker açısından da zengin. Ve tüm bu içerdiklerinin vücudumuza çeşitli yararları var. Portakal,kanseri önlemeden,kanı temizlenmesinden karaciğeri çalıştırmaya, cildi güzelleştirmekten anormal doğumları önlemeye kadar pek çok şeye yarıyor.

C vitamini

C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Enerji veriyor. Portakal
reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor. Yapılan araştırmalar, bacaklarda meydana gelen periferik damar hastalığının (Peripheral artery disease-PAD), damarlarda meydana gelen yağ birikmesinden kaynaklandığı ve kalp ile felç riskini de körüklediğini ortaya çıkardı. Araştırmalarda PAD hastalarında, PAD hastalığı olmayan insanlara göre iki kat daha fazla C vitamini eksikliği görüldü.

Bir dizi başka araştırmada da, C, E vitaminleri ve beta-kerotenin,damar tıkanmalarını önleyici etkisi saptandı.

Folik asit

Portakalda B vitamini çeşidi olan folak ve folik asit de bulunuyor. Folik asit, hamilelik boyunca ve özellikle ilk üç ay çok gerekli. Bebekte Spina Bifida gibi anormalliklerin oluşmasını engelliyor. Alyuvarların oluşmasına yardımcı oluyor, aynı zamanda yemeklerdeki besleyici maddelerin vücut tarafından emilmesini sağlıyor. Folik asit, portakal suyunun yanı sıra yeşil yapraklı sebzeler, ciğer, yumurta, tahıllar, portakal suyu, maya ve bira mayasında da bulunuyor. Günlük doz kadınlar ve erkekler için 200 mikro gram olarak saptanmış. Regl döneminde kadınların günlük dozlarını 400 mikro gram kadar yükseltmeleri gerekiyor.

Lifler

Lifler ise, sindirim sistemini düzenliyor, bazı kanser türlerine ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor.

Kullanımı

Vücudumuz C vitamini üretmiyor, bu nedenle dışarıdan almamız gerekiyor. Günlük C vitamini ihtiyacımız 50-70 miligram. Bir portakalda 90 miligram C vitamini bulunuyor. Sigara içenlerde ve enfeksiyonlar sırasında C vitamini ihtiyacı yaklaşık 2 katına çıkıyor.Sabah kahvaltısında içilen bir bardak portakal suyu, güne dinamik başlamak ve pek çok hastalıktan korumak için idealdir.

Bileşimi:

Yapısında C, B bir, B iki ve PP gibi çok sayıda vitamin, başta kalsiyum ve potasyum olmak üzere çeşitli madensel tuzlar ve oligo-elementler, meyve şekerleri ve karoten bulunan portakalın pekcok yararlan var.
Portakal suyunun pembe ve kırmızısı daha yararlı

Portakal ve greyfurt suyunun pembe renkte olanı sarısından daha yararlıdır! Kırmızısı ise en iyisidir. Greyfurt ve portakalın iç renginin koyu kırmızı olması, bol bol ‘‘Likopen’’ içerdiğinin bir göstergesidir. Domateste de bol miktarda bulunan bu yararlı karotenoid, başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kansere karşı koruyucudur. Likopen antioksidan aktivitesi de olan, cilt ve beden yaşlanmasını erteleyen son derece yararlı bir besindir.

Kan basıncı yüksekliği sorununuz varsa, damar tıkanma riskiniz mevcutsa, her gün düzenli olarak düşük dozda aspirin kullanmaya daha çok özen göstermelisiniz. Aspirini özellikle gece yatmadan evvel içmeyi tercih edin. Yeni çalışmalar böyle bir alışkanlığın hem daha iyi uyumanıza hem de daha güvenli bir kan basıncı kontrolüne destek sağlayacağını göstermektedir.

Cildi güzelleştirir:

Yapısında karoten bulunduğu ve kanı temizlediği için portakal aynı zamanda cildi güzelleştirir
ve ona tatlı bir pembelik kazandırır. Güney Fransa’da ve İtalya’daki köylü kızları, ciltlerinin parlaklığı ve pembeliğini portakala borçlu olduklarını söylerler. Kabuklarındaki esans sivilcelere sürüldüğünde biraz yanma yapar ama 2 ayda ortadan kaldırır.

Soğuk algınlıklarına karşı doğal ilaçtır:
İçinde bol miktarda C vitamini bulunduğundan organizmayı grip ve nezle gibi kış hastalıklarına,
soğuk algınlıklarına karşı korur.

Diğer yararları:
1. Kanı zehirlerden temizler.
2. Sanlığa ve karaciğer hastalıklarına karşı etkili bir doğal ilaçtır.
3. Bağırsakları yumuşak tutar.
4. Bedene güç ve enerji verir. Organizmanın vitamin ve madensel tuz gereksinimini karşılar.
Özellikle gelişme dönemlerinde çocuklara bol bol portakal yedirmekte yarar vardır.
5. Portakal ağacı çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su spazmı giderir, damar sertliğini ve felci önler.
Portakal kabuk esansında da aynı olumlu etkiler mevcuttur.

PORTAKALI ÖZETLERSEK:

Bileşimindeki etken maddeler

C vitamini
Karbonhidrat
Potasyum
Folik Asit
Bioflavin

Genel faydaları:

Soğuk algınlığı, grip, kas incinmesi, kalp hastalıkları ve felçten korur,
Portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek
kalbin zarar görmesini engeller, ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar,
İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır,
Kanın pıhtılaşmasını,mide ve pankreas kanserini önleyici etkisi vardır,
İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.Aynı zamanda,içerdiği
potasyum, cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da önler,
Çocukların hastalıklardan korunması ve fiziksel gelişiminin tam sağlanması için gerekli olan
cevherler dolu bir meyvedir.
Kabuklarında bulunan uçucu maddenin bazı kanser türlerinin tedavilerinde çok önemli iyileştirici
bir madde olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Özetle;portakalı ve diğer narenciye ürünlerini birer hayat iksiri olarak görmeli ve bütün yıl boyunca
mutlaka bol tüketmelisiniz.Portakalın gerçek değeri daha ileri yıllarda anlaşılacaktır.

Sağlık için “olmazsa olmaz” besinler…

Uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarının bilinçli ve dengeli beslenmek olduğu belirlenmiştir.
Sağlıklı yaşam için binlerce gerekli besin varıdr.Ancak bazıları vardır ki bu besinler mutlaka
alınmalıdır.Yumurta, yoğurt, fasulye, portakal, yulaf, domates, mısır gevreği,bal,polen ve som
balığının,yaşam boyunca sofradan eksik edilmemesi gerekmektedir.Bu besinler yıllardır bu
konuda çalışan uzmanların ortaya çıkardığı sonuçlardır.Bu besinleri iyi tanıyalım.

- Yumurta: Bir yumurta, yarım kilo tavuk, balık veya et ile aynı miktarda protein içeriyor. Ayrıca
kan için gerekli olan K vitamini, selenyum ve B vitamini de bulunuyor. Eğer az yağlı bir diyet
uygulanıyorsa, günde 1 tane yumurtanın kandaki kolesterol seviyesi üzerinde olumsuz bir
etkisi olmuyor. Ancak en iyisi rafadan yemek.

- Fasulye: Yarım kase fasulye, bir kilo tavuk veya et kadar protein, 7 gram lif (günlük
lif gereksiniminin yüzde 30′u), demir ve bir miktar B vitamini içeriyor.
Fasulye gibi az yağ içeren bazı besinler, kasları güçlendirme özelliğine sahip. Ayrıca kalp için
yararlı olan lifleri ve kanda oksijen taşınmasında görev alan hemoglobinin yapısına katılan demiri de içeriyor.

- Yoğurt: Protein ve B vitaminin yanı sıra 150 gramlık bir kase yoğurt günlük kalsiyum
gereksiniminin yüzde 25-35′ini içeriyor. Ayrıca sağlık için yararlı olan aktif bakteriler, kültürler de
yoğurtta bulunuyor. Düşük kalorili olması ve az yağlı olanların üretilmesi ile yoğurt diyet listesinde
yer alıyor.Uzun ömür besinidir…100 yaşın üstündeki tüm insanlar her gün düzenli yoğurt yediklerini söylemişlerdir…

İnek ve diğer süt verici hayvanlardan elde ettiğimiz süt ürünleri,yaşamımızın temel
gereksinimlerinden olan pek çok vitamin ve mineralleri taşımaktadır. Ancak burada önemli olan doğallığı bozulmamış şekilde temin edip kullanabilmektir.

Zayıflamak isteyen yoğurt yesin

Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Neriman İnanç, kalsiyum ve fosfor içeriğiyle kemikleri koruyan yoğurt ve sütte
yoğun olarak bulunan KLA’nın (Konjuge Linoleik Asit) karın yağlarını eriterek zayıflamayı
sağladığını, kanser ve kalp hastalıklarını da önlediğini açıkladı.

Prof. Dr. İnanç, özellikle kadınların günde yarım kilo yoğurt veya iki su bardağı süt içmesini önerdi.

Prof. Dr. Neriman İnanç, yoğurdu, ilk önce olarak Orta Asya Türkleri’nin kullandığını belirterek şunları söyledi:

“Geleneksel Türk yoğurdunun sağlık açısından sayısız yararları bulunmaktadır. Yoğurtta bulunan
bakterileri keşfeden Rus bilim adamı Metnichef, Nobel ödülü kazanmıştır. Son olarak başkanlığımızda
bir araştırma yaptık. 12 kadın hasta üzerinde, yani, beden kitle endeksine göre şişman olup, bu endekse
göre verileri normalde 20 olması gerekirken 25 olan deneklerle çalışma yaptık. Beden kitle endeksi
sonuçlarına göre yani boy ve kilo karşılaştırmasında şişman oldukları saptanan bu kadınlara,
iki ay boyunca yoğurt ve sütte bol miktarda bulunan ve bir yoğurt asidi olan KLA’yı ikişer gramlık
tablet olarak verildi. Çalışmadaki kadınların, ağırlıklıkları ile bel ve kalça çevre ölçümlerinde ve
kan yağı düzeylerinde azalma olduğu görüldü. Bel ve kalça çevresindeki, karın bölgesindeki
yağlanmanında azaldığı saptandı. Karın bölgesindeki yağlanma, kalp hastalıkları için risktir.
O nedenle yoğurt başta olmak üzere süt ürünlerinde bulunan KLA’dan yararlanmak için şişman
olanların günde yarım kilo yoğurt yemesi gerekmektedir. Yarım litre yani iki su bardağı süt de aynı
etkiyi yapmaktadır. Özellikle, menapoz dönemindeki kadınların hem sağlıkları açısından hem de
şişmanlamamaları açısından günde yarım kilo yoğurt yemesi gerekir.”

‘KANSER VE KALP HASTALIKLARINI ÖNLÜYOR’

Prof. Dr. Neriman İnanç, son yıllarda yapılan çalışmalar yoğurdun kalp hastalıkları ve kanseri de
önlediğini ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğini kaydetti. Proteinleri kaliteli olan yoğurtta,
bu proteinlerden elde edilen bioaktif peptidlerin tansiyonu düşürdüğünü, tromboz (pıhtı)
oluşumunu önlediğini ve bağışıklık sistemini koruduğuna vurgulayan Prof. Dr. İnanç söyle devam etti:

“Yoğurda has bir yağ asidi olan KLA ve Spingolipidler Meme’in, bağırsak kanserine karşı koruyucu
özelliği bulunuyor. Bu yağ asidi aynı zamanda yağ dokusun azaltıp, kas dokusunu artırıyor.
Sporcular ve zayıflamak isteyenler için yararlı. Ayrıca, yoğurt yapımında kullanılan ‘probiyotik’ adı
verilen bazı bakteriler de bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve ishal gibi yaygın enfeksiyonları önlüyor.
Probiyotikler kanser oluşturan maddeleri açığa çıkaran enzimleri azaltıyor, kolesterolü düşürüyor,
HDL denilen iyi kolesterolü artırıyor, dolayısıyla kalp hastalıklarına karşı koruyucu etki gösteriyor.
” Prof. Dr. Neriman İnanç, yoğurdun enerjisini sağlayan karbonhidrat kaynağı ‘laktoz’un içerdiği ‘galaktoz’
nedeniyle de beyin ve sinir dokusunun gelişiminde de görev aldığını belirterek, “Laktoz mideden
bağırsağa geçerek burada asit ortamı oluşturup zaralı bakterilerin gelişimini engelliyor. Yoğurdun
içerdiği kalsiyum ve fosforun emilimini artırarak kemiklerimizi ve dişlerimizi güçlendiriyor” diye konuştu.

- Portakal: C vitamini bakımından zengin olan portakalın bir tanesi ile günlük folik asit
gereksiniminin yüzde 10′u karşılanabiliyor. Portakal, bünyesinde lif ve potasyum da barındırıyor.
C vitamini cilde esneklik veren kolajenin yapısına katılıyor ve de demir emilimine yardımcı oluyor.
Portakal suyu, kabukları soyulmuş portakala göre daha az lif içerir.

- Yulaf: Lif deposu olan bir kase haşlanmış yulaf, 145 kalori ve yüksek enerji verici 25 gram
proteine sahip. Aromalı yulaf ezmesi ise kalsiyum, demir ve diğer besleyicileri de bünyesinde taşıyor.
Bolca lif içeren yulafın kolesterol düşürücü özelliği bulunuyor. Yulaf ezmesi kendinizi suçlu hissetmeden
yiyebileceğiniz yegane besin özelliğini taşıyor. Sindirimi hızlandırdığı için de diyet reçetelerinde tercih ediliyor.

- Domates: C vitamini bakımdan zengin olan domates A vitamini gereksiniminin
de yüzde 10′unu içeriyor. Ayrıca bünyesinde kanser önleyici antioksidan maddesi bulunuyor.
Yapılan araştırmalara göre bolca domates yiyen kadınlarda göğüs ve yumurtalık kanseri riski azalıyor.
Domatesin kalp krizi riskini düşüren özelliği de bulunuyor. Ancak domatesle hazırlanan bazı soslar çok
fazla yağ içerdiğinden kalorisi de çok yüksek oluyor. Günde bir domates yemek sağlık için vazgeçilmez
bir alışkanlık olmalıdır…Tüm diğer besinlerde olduğu gibi domateste de hormonsuz,doğal ve organik
üretilmiş domatesler tercih edilmelidir.

BİR GAZETE HABERİ:

Kanser düşmanı yiyecekler

Brokoli ile domatesin prostat kanseriyle mücadelede en yararlı besinler olduğu belirtildi.

17.01.2007 09:04

Illinois Üniversitesi’nden araştırmacılar, brokoli ile domatesin özellikle
birlikte tüketildiğinde, tümörün gelişmesini engellediğini ortaya çıkardılar.

Prostat kanserinin, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinin başında
geldiğine dikkat çeken uzmanlar, bu hastalığa yakalanan kişilerin her gün bir porsiyon brokoli
ile 2-3 adet domatesi birlikte çiğ olarak tüketerek mücadele etmelerini salık verdiler. Brokoli ile
domatesin içerdiği maddelerin birlikte kanser hücrelerine saldırarak büyümelerini engellediği belirtildi.

YÜZDE 40 AZALMA

Illinois Üniversitesi yiyecek bilimi uzmanlarından Prof. John Erdman, “Araştırmalar, her öğünde
taze domates tüketen kişilerin prostat kanserine yakalanma riskini yüzde 40 azalttığını gösteriyor.
Brokolide bulunan sülfür, kanserin gelişmesini geciktiriyor. İki sebze de içerdikleri açısında değişik
ancak birbirini mükemmel bir şekilde tamamlıyor” dedi.

Araştırmacılar, laboratuvarda prostatlı farelerin bir bölümüne, her gün bir miktar domates ve
brokoliyi birlikte yedirdiler. Bir başka grup fareye sadece domates, diğer gruba da sadece
brokoli verildi. 22 hafta sonra, brokoli ve domatesin birlikte verilen fare grubundaki tümörlerin,
diğerlerine oranla daha küçük kaldığı görüldü. Uzmanlar, “Brokoli ile domates birlikte tüketildiğinde, etkisinin güçlü olduğu kesin. Pişmiş domates, belki de çok daha iyi. Burada alınması gereken ders, çeşitli meyve ve sebzeleri değişik şekillerde hazırlayarak tüketmenin gerekliliği” dediler. (Hürriyet Gazetesi haberi).

- Mısır gevreği: Günlük lif gereksiniminin yarısını karşılayabilen mısır gevreğinin bir kasesi 4 gram lif içeriyor. Lif bağırsak kanseri riskini azaltıyor. Aynı zamanda iyi bir demir ve
B vitamini kaynağı olan mısır gevreği günlük kalsiyum ihtiyacı için

- Somon balığı:
Bir porsiyon somon balığı 19 gram protein ve bolca Omega-3 içeriyor. Omega-3 kalp krizi riskini azaltarak kan basıncını kontrol altına alıyor. Ayrıca tüm balıkların bilinen genel yararlarını da taşımaktadır.Somon balığı alabalık familyasındadır ve solona en yakın balıklar, alabalık türleridir.
Somon baylığı bulamazsanız alabalık türlerinden yiyebilirsiniz.Ama elbette soğuk sularda yaşayan doğalları,suni yemle beslenen alabalıklardan her bakımdan üstün değerdedir.Karadeniz ve Erzurum yöresinde bol vardır.